AYŞEGÜL's profilewww.gozyasi.com.trPhotosBlogListsMore Tools Help

www.gozyasi.com.tr

 

 _    H.O.Ş.G.E.L.D.İ.N.İ.Z _

 

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
BURCU ALTAYwrote:
O KADAR GÜZEL BİR SİTEN WARKİ EMEĞİNE YÜREĞİNE SAĞLIK CANIMARAKADASIM...
2 days ago
ecidal .wrote:

                                                           En olgun müslüman ahlâkı güzel olandır

Yüce İslâm dininin gayesi, insanı güzel ahlâk sahibi kılmaktır. Güzel ahlâklı insanın ayırd edici vasfı, kötülüklerden kaçınıp iyilikleri istemesi ve hayatta onları uygulamasıdır.

Yüce İslâm dininin gayesi, insanı güzel ahlâk sahibi kılmaktır. Güzel ahlâklı insanın ayırd edici vasfı, kötülüklerden kaçınıp iyilikleri istemesi ve hayatta onları uygulamasıdır.

İyiliğin ve kötülüğün ne olduğunu soran kişiye Hz.Peygamber (s.a.s.)`in verdiği cevap şöyledir:

– `İyilik, güzel ahlâktır. Kötülük(günah olan şey) de, seni içten içe rahatsız eden ve insanların farketmesinden hoşlanmadığın şeydir` (Müslim, 45. Kitabu`l–Birr, Bab. 14–15).

Peygamberimiz (s.a.s.) kendi gönderiliş gayesini, ahlâkî güzellikleri tamamlamak olarak belirtmiştir. Ebu Hureyre`nin naklettiği hadis–i şerif de şöyle buyurur:

– `Ben ahlâkî güzellikleri tamamlamak Üzere gönderildim.` (Müsned–i Ahmed İbn–i Hanbel, c.II, s. 381).

Abdullah İbn–i Amr şöyle der: `Peygamber (s.a.s.), ne çirkin bir söz söyler, ne de kötü bir eylemde bulunurdu. O bu konuda şöyle buyururdu: `En iyileriniz, ahlâk bakımından en güzel olanlarınızdır` (Buhari. Sahih, 78. Kitabu`l–Edeb, 39).

Peygamberimizin (s.a.s.) güzel ahlâkın önemini vurgulayan bir başka hadisi şöyledir: `Şüphesiz insan, güzel ahlâkı ile, geceyi ibadetle geçiren insanın derecesine ulaşır.` (Ebu Davud, Sünen, 35. Kitabu`l–Edeb, Bab: 8, H. No: 4798).

Güzel ahlâk, aynı zamanda, kişideki imanın olgun olup olmadığının da bir göstergesi durumundadır. Hadisde şöyle buyurulur:

– `İman açısından en olgun mü`min, güzel ahlâk sahibi olan ve ailesine iyi davranandır.`(Tirrnizi) Görüldüğü gibi, iman ile ahlâk arasında kuvvetli bir ilişki vardır. Güzel ahlâk, kemal seviyesindeki olgun bir imanın göstergesi durumundadır. Kötü ahlâk da, iman`daki zaafa işaret eder. Çünkü İslam`da dinamik, harekete geçirici bir iman anlayışı vardır. İnsanların sadece iman etmeleri değil, aynı zamanda güzel eylemlerde bulunmaları da istenir.                                                                                                                                                   
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim
 Ey Allahım ! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e, evladu iyaline, ashabına salatu selam eyle.(Rahmet et, selametlik ver.)
HAYIRLI CUMALAR SELAM VE DUA ILE

June 18
DENİZ LALEwrote:

SULTAN 2. ABDULHAMİD HAN
Osmanlı padişahlarının otuz dördüncüsü ve İslam halifelerinin doksan dokuzuncusu.

Saltanatı: 1876-1908
Babası: Abdülmecid Han - Annesi: Tir-i Müjgan Sultan
Doğumu: 21 Eylül 1842 Vefatı: 10 Şubat 1918

Çok iyi bir tahsil görerek din ilimlerini ve Fransızcayı mükemmel bir şekilde öğrendi. Amcası Abdülaziz Han onu Mısır ve Avrupa seyahatlerinde yanında götürdü. Abdülaziz Han'ı tahttan indirip şehit ettiren, böylece Osmanlı Devleti'nde idareyi ele geçiren batı kuklası bazı paşalar, V. Murat'ın şuurunun bozulması üzerine, devlet işlerine karışmaması ve yalnız millet meclisinin çıkaracağı kanunlara göre hareket etmesi şartıyla, Abdülhamid Han'ı sultan ilan ettiler.

Tahta çıktığında Osmanlı Devleti tam bir bunalımın eşiğindeydi. Karadağ ve Sırbistan'da savaş aleyhimize dönmüş, Bosna-Hersek ve Girit'te ayaklanmalar çıkmış, mali kriz son haddine varmıştı. Bu arada sadrazam Mithat Paşa ve arkadaşlarının isteği üzerine 23 Aralık 1876'da Birinci Meşrutiyet ilan edildi. Ancak gayrimüslimlerin dahi yer aldığı Meclis-i Mebusan'ın ilk işi Rusya'ya harp ilanı oldu. 93 harbi diye tarihe geçen bu savaş, Osmanlı Devleti için tam bir felaket getirdi. Ruslar İstanbul önlerine kadar geldi. Bir milyondan fazla Türk, Bulgaristan'dan İstanbul'a hicret etti. Mütareke isteyen Sultan Abdülhamid, ilk iş olarak devleti parçalanma ve yok olma yoluna doğru götüren Meclis-i Mebusan'ı kapattı (13 Şubat 1878) ve devlet idaresini eline aldı. Ayastefanos antlaşması ile Osmanlı Devleti Makedonya, Batı Trakya, Kırklareli, Kars, Ardahan ve Batum'u kaybediyordu. Ancak İngiltere ile anlaşan Abdülhamid Han, Kıbrıs'ın idaresini onlara bırakmak şartıyla, yeniden topladığı Berlin Konferansı'nda kaybedilen toprakların bir kısmına sahip oldu.

Abdülhamid Han büyük meseleler karşısında bunalan Osmanlı Devleti'ni bundan sonra dahiyane bir siyaset, adalet ve fevkalade bir kudretle yönetti. Düyun-u Umumiye idaresini kurarak iki yüz elli iki milyon tutan devlet borçlarını yüz altı milyona indirdi. Memlekette büyük bir imar faaliyeti ile eğitim ve öğretim seferberliği başlattı. Çoğu şahsî parasından olmak üzere cami, mescit, mektep, medrese, hastane, çeşme, köprü vs. gibi toplam 1552 eser yaptırdı. Ülkenin dört bir yanını demiryolu ile döşedi. Yunanlıların Girit'te isyan çıkarıp, Türkler arasında toplu katliamlar yaptırmaya başlamaları üzerine, Yunanistan'a harp ilan etti. Alman kurmaylarının altı ayda geçilemez dedikleri Termopil geçidini 24 saatte aşan Osmanlı ordusu, Atina önüne vardı. Yunanistan'ın tamamen Osmanlı eline geçeceğini anlayan Avrupalı devletler, sulha zorladılar ve bunda muvaffak oldular.

Yahudilerin Filistin'de bir cumhuriyet kurma teşebbüslerinin karşısına çıktı. Onların Osmanlı borçlarını bütünüyle silelim tekliflerini reddetti. Bu toprakların kanla alındığını, asla terk edilemeyeceğini sert bir dille bildirdi. Filistin topraklarının yahudilere satılmaması için gerekli tedbirleri aldı. Doğu Anadolu'da Ermeni hareketlerine karşılık Hamidiye alaylarını kurdu ve bölgede asayişi temin ile Osmanlı hakimiyetini pekiştirdi.
Sultan Abdülhamid Han'ı tahttan indirmeden Osmanlı Devleti'ni parçalamanın ve İslam'ı yok etmenin mümkün olmadığını gören bütün iç ve dış düşmanlar bu Türk hakanına karşı cephe aldılar. Bir taraftan Sultan'ı gözden düşürmek üzere her türlü iftira ve kötüleme kampanyaları yaparlarken, diğer taraftan suikastlar tertip ettiler. Ermeni asıllı Fransız yazar Albert Vandal'ın "Le Sultan Rouge=Kızıl Sultan" şeklinde ortaya attığı iftiraları aynen alan bazı gafiller, ansiklopedilere bunları yazarak genç nesilleri aldattılar.
Bu arada Padişah'ın devlet idaresinde nüfuzunu kırmak isteyen batılılar, İttihat ve Terakki mensuplarını kışkırtarak 23 Temmuz 1908'de İkinci Meşrutiyeti ilan ettirdiler. Böylece otuz yıl durmuş olan facialar tekrar başladı. 31 Mart Vakası sebebiyle İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirilen Abdülhamid Han, Selanik'e gönderildi (27 Nisan 1909). 10 Şubat 1918'de Beylerbeyi Sarayı'nda vefat eden Abdülhamid Han'ın naşı Çemberlitaş'ta dedesi Sultan II. Mahmut'un türbesindedir.

II. Abdülhamit Han'ın güzel ahlakı, dine olan bağlılığı, edep ve hayasının derecesi, akıl ilim ve adaletinin çokluğu, milleti için gece-gündüz çalışması, düşmanlarına bile iyilik yapması, ciltler dolusu eserlerle anlatılmaktadır. Onun tahttan indirilmesinin üzerinden 10 yıl geçmeden imparatorluğun dörtte üçünün elden çıkması, memleketi 33 yıl nasıl idare ettiğine en açık delildir. Yine Abdülhamid Han'ın tahttan indirilmesiyle beraber kan gölü haline çevrilen Ortadoğu'da hala huzur tesis edilememiş olup, Arap alemi siyonizmin oyuncağı haline gelmiştir.

Vaktiyle İttihat ve Terakki fırkasının içinde Abdülhamid Han'a düşmanlık eden Filozof Rıza Tevfik ve Süleyman Nazif pişmanlıklarını aşağıdaki şiirliri ile dile getirmişlerdir.

Tarihler adını andığı zaman,
Sana hak verecek hey Koca Sultan,
Bizdik utanmadan iftira atan,
Asrın en siyasî Padişahına.

(Rıza Tevfik)



June 9
ecidal .wrote:


 
SevGiler İhMale GelMez..!

Bazen sevdiklerini ihmal eder
Gaflete dalar insan.

Oysa O'nsuz anlamsız olduğunu düşündüğün
Sahip olduğun en büyük armağanım dediğin
Başının tacını ihmal eder mi hiç insan?

Kişi sevdiğiyle beraberdir..
Öyle ya.. Sen neden değilsin?
Yoksa yeteri kadar sevmiyormusun?
Hayır... diye haykırıyorsun
Sewiyorum sewiyorum..
Başımın tacını hayatıma anlam veren en büyük armağanımı nasıl sevmem!
Peki neden her an sevdiğinle değilsin?

Sevgi sözde olmaz bunu çok iyi bilirsin!
Sevgi ihmal edildi mi o çok güçlü dediğin bağları zedeler..
Oysa nasıl da korkarsın sevdiğinden ayrı kalmaktan
O'nsuz kalınca neleri yitireceğini düşünmek korkutur seni.

Hemen buluştuğunuz anları o senin için en anlamlı olan anları düşünürsün..
Şükredersin O'na sahip olduğun için
İhmal ettiğinin farkına varırsın..
Oysa.. sevgi ihmale gelmez bilirsin
Peki neden her an O'nunla değilsin?

Şimdi kaybetme korkusu sarsın bedenini..
Gaflete dalıp ihmal etme başımın tacı dediğini
Sevgi ihmale geldimi o çok güçlü sandığın bağları zedeler

Şimdi ayrılık korkusu sarsın bedenini..
Vakit.. sevdiğin için birşeyler yapma vakti..
O'na olan sevgini her an yanında olarak kıymetini bilerek gösterme vakti..

Haydi kalk..
Gafletten uyan..
O'na sımsıkı sarıl..
Sahip olduğun için şükret..
O'nu birdaha kaybetmemek için söz ver kendine..

Eğer gerçekten seviyorsan
Haydi kalk..
O'nun için hazırlan..
Birazdan O'na kavuşacağın için heyecanlanmalısın
Kavuştuğun için mutlu olmalı..
Ve artık herşeyi Sevdiğin için göze almalısın..
Şimdi vakit.. aklını başına alma zamanı..
Kavuşma zamanı...

Haydi kalk..
O'nun için hazırlan..
Duyuyormusun? Ezanlar da okunuyor..
Haydi hazırlandıysan..
Başının tacı hayatına anlam ve yol veren
Seni Sen yapan
Yaradan'ın sana o en büyük armağanı Namaz'ına sımsıkı sarıl..

Ve unutma..
Sevgiler ihmale gelmez..
Kaybedersen yitireceklerinden korkuyorsan eğer
Haydi kaybetmeden sarıl sevdana..
Haydi sarıl İSLAMA..
Haydi sarıl KARTULUŞA

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ 

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O’na yalvardığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. De ki: “Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin.” (Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür,) yoksa gece vakitlerinde, secde hâlinde ve ayakta, ahiretten korkarak ve Rabbinin rahmetini umarak itaat ve kulluk eden mi? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.

Zümer suresi  8-9

May 20
 ASALET YILDIZLAR AZALIR GİTME!!!!!!!!
  
      
 
 
 
BU ŞARKI YARIM KALIR GİTME!
Gitmek yazgısı asılmış boynuma,
Duramam olmadığın hiç bir yerde yar!
Unutulmuş yaralarıma tuzdur adın,
Kavgadır kalbimin gözündeki fer..
Bir devrimin eskimiş yüzüyüm ben,
Derinimde puslu ihtilaller..
Gurbete gidiyorum,
Olmadığın yerin gurbetine...

GURBETE GİDEN DÖNER Mİ BELLİ DEĞİL BİLİRİM
BEN BİR KARAAĞAÇ GÖLGESİ BULDUM,
CEBİMDE ÜMİTLERİM...
Cebimde taşıdım ümitleri yar!
Heybemde ne var ne yoksa çalındı..
Yollarımı kesti haramiler..
Bir ciğerimi sökemediler,
Vermedim, içinde nefesin var diye!
Yanmış süt kokan sabahların eşiğinde bekleyen gece,
Gidiyorum işte..

GİTME AKLIM SENDE KALIR,
UYUYAMAM GECELERİ!
HİÇ AYRILMADIK SENİNLE..
Gidiyorum yar!
İçim köz...
Sözüm söz...
Gidiyorum!
Unutulmuş yaralarıma tuzdur adın yar..
Ne beni seven ardımdan gelsin,
Ne düşmanlarım yoluma çıksın!
Bana bir tek kalabalığım göz kırpsın,
Arsızca.. Fütursuzca..
Tek dileğim ağlama yar!
Birgün gelir, bu hasret biter..
Ağlama yar!..

AĞLAMA YAR!
BİRGÜN GELİR, BU HASRET BİTER,
DÖNECEĞİM AĞLAMA..
BEKLE BENİ AĞLAMA!
Ağlama yar!
Bu aşka yanma..
Örterim de sokakları,
Öyle uyurum..
Yastığım olur bu kentin duvarları.
Ocağım tüter mi bilmem,
Gurbetin soğuk yalnızlığında..
Üşürsen ben yanarım seni ısıtmaya!
Tüter ocağın yangınımla.
Yanmasam tüter miydi ocağın!

YANMASAM OCAĞIN TÜTER Mİ?!
VEFASIZ YAR'E SÖZ GEÇER Mİ?!
HER GÜNÜM YALAN OLDU ŞİMDİ!
SEVDİM SENİ UMUT GİBİ...
Unutulmuş yaralarıma tuzdur adın..
Seni aramaktır, bulmaktır boynumun borcu!
Şehir şehir dolaşırım,
Kovulurum dokuzuncu köyden de uğruna,
Yine de yılmam,
Vaz geçmem seni aramaktan..
Üstüme yıkılan her durak,
Onurudur sensizliğe batmış yüreğimin.
Ve yokluğun..
Alır-gider neyim var neyim yoksa..

ALDI, GİTTİ NEYİM VAR NEYİM YOKSA.
KALANLARSA YALIN YALIN YANGINDI!
BU CAN BU BEDENDEN AYRILMIYORSA,
DAHA ÇOK ACIYLA YANACAK ÖMRÜM.!Yanan, gönlümün direğidir.
Bir incecik sızı kalır derinimde..
Ve ben bu can bu bedenden ayrılmadan daha,
Yedi geceyi geçtim..
Yedi güvercin vurdum..
Yedi güvercin vurdum..
Yedi yıldız biçtim..
Yedi nehir içtim..
Yedi kez titredim bakışlarının karşısında..
Yedi yemin verdim..
Unutmak kadar acıdır bazen yaşamak!
Ve ne yeminler bozdum,
Geceler büyürken sensiz!
Ne yeminler..

May 17
DENİZ LALEwrote:

 
@AYETEL KÜRSİNİN FAZİLETİ@
HZ.PEYGAMBERİMİZ BUYURDULARKİ:
"Bir mü'min,Ayet'el Kürsi'yi okursa,Cenab-ı Ecelli ve Ala ervah-ı mü'mininin kabirlerini nurlandırır,vasi kılar.Okuyana da ecri azim verilir.Her harfi için bir melek halk olunur.Okuyan kimse için kıyamete kadar istiğfar ederler..."buyurdu.
Resulüllah Efendimiz:
"Muhakkak Ayet'el Kürsi'nin lisanı vardır.Bir mü'min Ayet'el Kürsi'yi okuduğunda,Arş-ı Ala'nın altında secdeye kapanır.Kendisini okuyanın Rabbül Aleminden affolunmasını ister..."buyurdu.
"Ayet'el Kürsi'de yedi kale vardır..."buyurmuşlardır.Hulusi kalple bir tane Ayet'el Kürsi okunursa,iç içe yedi tane kale içine girmiş kadar manevi kuvvet kazanılacağını Resulüllah Efendimizin bu hadisi şeriflerinden anlaşılmıştır.Daha fazla okuyanın durumunu buna göre kıyas etmelidir.Bu Ayet-i Kerime'nin hikmet,azamet ve esrarırından dolayıdır ki,Cenab-ı Fahri Alem (s.a.v.) e yetmiş bin melaike-i kiramla nazil olmuştur.
Resulü Ekrem:
"Kur'an'da en büyük ayet;Ayet'el Kürsi'dir.Bir kimse okursa Allah ona bir melek gönderir.Ertesi günü okurduğu saate kadar o kimsenin hasenatını yazar,seyyiatını mahveder.." buyurdu.
CUMA GÜNÜNÜZ HAYIRLI VE KUTLU OLSUN
May 15
DENİZ LALEwrote:


 

***YUNUS EMRE KİMDİR?***

13. yüzyıl Halk Tekke Edebiyatımızın en güçlü şairlerindendir. Hayatı hakkında kesin bilgi yoktur. Adnan Erzi’nin bulduğu bir belgeye dayanarak  Hicri 638′de doğduğu, 82 yıl yaşadığı ve Hicri 720′de öldüğü kabul edilmektedir. Yunus Emre’nin hayatı hakkındaki bilgileri, şiirlerinden ve hakkında yazılan menkıbelerden öğrenmekteyiz.

Bu bilgilere göre, Tapduk Emre’nin dervişidir. Hacı Bektaşı Veli’yle ilgisi, Vilayetname’sinden kaynaklanmaktadır. Tasavvuf yolunu seçtiği, iyi bir öğrenim gördüğü şiirlerinden öğrenilen bir başka gerçektir. Yine bu bilgiler arasında, Yunus’un Anadolu kentlerini dolaştığı, Azerbaycan ve Şam’a gittiği, Mevlana’yla görüştüğü, giderek şeyh olduğu da bulunmaktadır.

Bir başka tartışma konusu da mezarının bulunduğu yerdir. Sarıköy’de gömülü olduğu kabul edilerek, demiryolu kıyısındaki tepeye anıt bir mezar yapılmıştır.Şairliğinden başka dili, düşünceleri, işlediği konularla Anadolu’da gelişen Türk Edebiyatı’nın, en büyük isimlerinden sayılan Yunus Emre, halk ve tekke şiirini olduğu gibi Divan şiirini de etkilemiştir.

Hece ve aruzla yazdığı şiirlerinde, sevgiyi konu almıştır, içli bir Tanrı aşkı, tasavvuta bağlılık da görülen şiirlerinde Yunus, temiz ve içtenlik taşıyan bir Türkçe kullanmıştır. Şiir dilini, halkın kullandığı kelime, deyim ve kavramlarla zenginleştirmiştir.

İnsan, Tanrı, ölüm, varlık, yokluk kavramlarını, milli tasavvuf anlayışında eriterek halka, hayata bağlı kalarak yazdığı ilahiler ve nefeslerinin toplandığı “Divan”ı vardır. Yunus Emre’nin bugün elimizde Risaletün Nushiyye Mesnevisi” ile birçok kez basılan “Yunus Emre Divanı” bulunmaktadır.

 
May 7
DENİZ LALEwrote:

YAŞAMIN FISILTISINI DİNLE!!......
Zengin bir adam mersedes arabası ile şehirdeki dar bir yoldan geçiyordu.
Birden, yoluna aniden fırlayarak elindeki taşı arabasına atan bir çocuk gördü.
Kapısına çarpan taşın sesi ile ani fren yapınca, arabası kaldırım taşına çarparak durabildi.

Adam öfke ile arabadan fırlayıp, taş atan çocuğu kolundan tutarak sarsmaya ve "Sen ne yapıyorsun serseri, bak arabamı ne hale getirdin" diyerek bağırmaya başladı.

Üzgün ve suçlu tavır içindeki çocuk "Amca lütfen kızma, sizden önce geçen arabalara durmaları için işaret ettim, arabaların hiç biri durmayınca,sizin arabaya taş attım" dedi.Ve, gözyaşları içinde, kenarda devrilmiş duran bir tekerlekli özürlü arabasını ve o arabadan düşerek yerde yatan birisini göstererek"Ağabeyim yürüyemiyor, onu tekerlekli arabası ile gezdirirken, kayıp devrildi. Ağabeyim yere düştü, kaldırmaya gücüm yetmedi, gelen geçen kimse de yok, siz onu yerden kaldırıp tekerlekli arabasına tekrar oturtmama yardım edermisiniz” dedi..

Zengin adam, ne diyeceğini bilemeden, boğazındaki düğümden yutkunarak kurtulmaya çalışarak, yerde yatan çocuğun yanına gitti, onu kaldırıp tekerlekli arabasına oturttu ve cebinden temiz bir mendil çıkararak
bacağındaki kanları sildi.Küçük çocuk abisini tekerlekli arabasıyla alıp giderken, hiçbir şeysöyleyemeden arkalarından bakakaldı.Arabasına döndüğünde, çocuğun attığı taşın, arabasının kapısında bıraktığı oyuk şeklindeki DERİN İZİ gördü.
Ve zengin adam, bu derin taş izini hiçbir zaman tamir ettirmedi.Arabadaki bu taş izini şu mesajı hiç unutmamak için sakladı:

"Hiçbir zaman, yaşamın içinden, birilerinin seni durdurmak ve dikkatin çekmek için TAŞ ATMAYA mecbur kalacağı kadar HIZLIgeçme.”ALLAH, ruhumuza fısıldar ve kalbimize konuşur.
O sesi dinlemek için vaktimiz olmadığında ise, bize TAŞ FIRLATMAK zorunda kalır.
” İster fısıltıyı dinle, ister taşı bekle.............. Seçim senin........................”

Yaşamın içinden son hızla geçerken, bir an durup, kendi hayatımızda da bize bazı şeyleri hatırlatmak için atılan TAŞLAR olup olmadığını bir düşünelim.........

"Hiçbir zaman, yaşamın içinden, birilerinin seni durdurmak ve dikkatini
çekmek için TAŞ ATMAYA mecbur kalacağı kadar HIZLI geçme.” ...AEO..

May 5
DENİZ LALEwrote:

***FATİHSULTANMEHMED***                                                                                                                                          (1432 - 1481) 29 Mart taEdirne'de doğdu. BabasıSultan İkinci Murad, annesi Huma Hatun'dur. Fatih Sultan Mehmed, uzun boylu, dolgun yanaklı, kıvrık burunlu, adaleli ve kuvvetli bir padişahtı. Devrinin en büyük ulemalarından birisiydi ve yedi yabancı dil bilirdi. Alim, şair ve sanatkarları sık sık toplar ve onlarla sohbet etmekten çok hoşlanırdı. İlginç ve bilinmedik konular hakkında makaleler yazdırır ve bunları incelerdi. Hocalığını da yapmış olanAkşemseddin, Fatih Sultan Mehmed'in en çok değer verdiği alimlerden biridir. Fatih Sultan Mehmed, gayet soğukkanlı ve cesurdu. Eşsiz bir komutan ve idareciydi. Yapacağı işlerle ilgili olarak en yakınlarına bile hiçbir şey söylemezdi. Fatih Sultan Mehmed okumayı çok severdi. Farsça ve Arapça'ya çevrilmiş olan felsefi eserler okurdu. 1466 yılında Batlamyos Haritasını yeniden tercüme ettirip, haritadaki adları Arap harfleriyle yazdırdı. Bilimsel sorunlarda, hangi din ve mezhebe mensup olursa olsun bilginleri korur onlara eserler yazdırırdı. Bilime büyük önem veren Fatih Sultan Mehmed yabancı ülkelerdeki büyük bilginleri İstanbul'a getirtirdi. Nitekim Astronomi bilgini Ali Kuşçu kendi döneminde İstanbul'a geldi. Ünlü Ressam Bellini'yi de İstanbul'a davet ederek kendi resmini yaptırdı. Şair ve açık görüşlüydü. Fatih Sultan Mehmed1481 yılına kadar hükümdarlık yaptı ve bizzat 25 sefere katıldı. Azim ve irade sahibiydi. Temkinli ve verdiği kararları kesinlikle uygulayan bir kişiliği vardı. Devlet yönetiminde oldukça sertti. Savaşlarda çok cesur olur, bozgunu önlemek için ileri atılarak askerleri savaşa teşvik ederdi.
20 yaşında Osmanlı padişahı olan Sultan İkinci Mehmed, bundan bir sene sonra  devamlı ayaklanma çıkaran Karamanoğlu Beyliğine karşı sefere çıktı. Karamanoğlu İbrahim Bey af diledi. Fatih İstanbul'un fethini düşündüğü için onu bağışladı. Doğu Roma İmparatorluğunu ortadan kaldırarak Fatih ünvanını aldı. Hz. Muhammed'in (S.A.V) hadisi şerifinde müjdelediği İstanbul'un fethini gerçekleştiren büyük komutan olmayı da başaran Fatih Sultan Mehmed, yüksek yeteneği ve dehasıyla dost ve düşmanlarına gücünü kabul ettirmiş bir Türk hükümdarıydı.Orta Çağ'ı kapatıp, Yeniçağ'ı açan Cihan İmparatoru Fatih Sultan Mehmed, Nikris hastalığından dolayı 3 Mayıs 1481 günü Maltepe'de vefat etti ve Fatih Camii'nin yanındaki Fatih Türbesi'ne defnedildi.



May 4
DENİZ LALEwrote:




                             *****ESMA-İ HÜSNA*****

Allahü tealanın zatına mahsus "ALLAH "kelimesi ondan başka hiç bir varlık hakkında kullanılmamıştır.
kullanılmasıda caiz değildir.Bu kelimenin ikili ve çoğuluda yoktur.bu isim Allahdan başkası için kullanılamaz.
Birde Allahın bşka isimleri vardırki bunlar 99 tanedir.bazıları insan lara isim olarak verilebilir.Rahim,Mecid
Aziz gibi.Kuran-ı kerimde isra süresin de"De ki:İster Allah deyip dua edin ister Rahman deyip dua edin ,hangisiyle dua ederseniz edin onun güzel isimleri vardır."Kuran-ı Kerim,İsra süresi 110." Peygamber
efendimiz de:Allahü tealanın 99 ismi vardır.O isimleri kim ezberlerse (manasını anlayıp şuurna yerleştirirse)
cennete gider.Şüphesiz Allah tektir tek olmayı sever.(buhari,daavat,68).

Mar. 26
October 16

Salavat getirmek


Sual: Peygamber efendimizin ismi geçince salevat getirmek lazım mıdır?
CEVAP
Resulullah sallallahü aleyhi ve sellemin ismini işitenin ömründe bir defa salevat getirmesi farz, okuyunca, yazınca, söyleyince, işitince ilkinde söylemek vacip, tekrarında müstehaptır.
(Redd-ül-muhtar)

Resul-i ekrem efendimizin ismini söyleyince, işitince, yazarken ve okurken Ona salevat getirmek hürmete ve sevap kazanmaya sebep olmaktadır.

Salevat, salat kelimesinin çoğuludur. Salat, dua demektir. Peygamber efendimiz için yapılan dualara salevat getirmek denir. Kur'an-ı kerimde, (Allah ve melekleri, Resule salat ediyor. Ey iman edenler, siz de salat edin) buyuruluyor. (Ahzab 56) Hadis-i şerifte de, (Bana bir salat getirene, Allah ve melekleri 70 salat getirir) buyuruldu. (İ. Ahmed)

Allah’ın salat etmesi rahmet, meleklerinki dua, müminlerinki ise Onun şefaatini taleptir.

Salevat kısaca, Allahümme salli ala Muhammed ve ala âli Muhammed demektir. Peygamber efendimizin ismi anılınca, aleyhisselam veya aleyhissalatü vesselam yahut sallallahü aleyhi ve sellem demekle de Peygamber efendimize dua edilmiş, salevat getirilmiş olur.


Namazda Ettehiyyatüden sonra okuduğumuz Salli Barikler de salevattır. Salevat-ı şerife okumanın fazileti büyüktür.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Şefaatime en layık olan, bana en çok salevat okuyandır.) [Tirmizi]

(Kıyamette bana en yakın olan, en çok salevat getirendir.)
[Tirmizi]

(Sabah-akşam on salevat getiren, kıyamette şefaatime kavuşur.)
[Taberani]

(Cuma günleri bana 80 salevat okuyanın 80 yıllık günahı affolur.)
[Şir’a]

(Cuma günü ve gecesi çok salevat getirene şefaat ederim.)
[Beyheki]

(Günde yüz salevat okuyan, kıyamette şehidlerle beraber olur.)
[Taberani]

(Günde bin salevat okuyan, Cennetteki yerini görmeden ölmez.)
[İbni Şahin]

(Dua perdelidir. Bana salevat getirilince, perdeler yırtılır, dua kabul olur.)
[Taberani]

(Bana çok salevat getirenin dertleri gider, günahları affolur.)
[Tirmizi]

(Söyleyeceğini unutan, hatırlamak için bana salat-ü selam getirsin!)
[İbni Sünni]

(Bana bir salevat getirene Allahü teâlâ, on rahmet ihsan eder, on günahını yok eder ve derecesini on kat yükseltir.)
[Nesai]

(İsmim anılınca, salevat okumayan, cimrilerin cimrisidir.)
[Tirmizi]

(Salevat sizin için zekattır.)
[I.Hibban] [Burada zekat, temizlik, günahların affıdır.]

Peygamber efendimiz, (Cuma günleri bana çok salevat okuyun! Bunlar, bana bildirilir) buyurdu. Öldükten sonra da bildirilir mi denilince buyurdu ki: (Toprak, Peygamberlerin vücudunu çürütmez. Bir mümin salevat okuyunca, bir melek bana haber verir, "Falan oğlu filan, sana selam söyledi" der.) [İbni Mace]

(Bana salevat okuyana, melekler salat okur. Salevata devam edene, melekler de ona salat okumaya devam eder. Artık isteyen az, isteyen çok salevat okusun!)
[I. Mace]

Bir kitap yazmaya veya vaaza başlarken Allahü teâlâya hamd ve Resulüne salevat getirmelidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kim, kitabına ismimi yazdıktan sonra, bana salat ve selam da yazarsa, ismim o kitapta kaldığı müddetçe, melaike, o kimse için istiğfar eder.) [Taberani]

(Beni sözünüzün başında, ortasında ve sonunda anın!)
[I. Neccar]

(Allahü teâlâyı zikretmeden ve Resulüne salevat getirmeden, toplanıp dağılmak, leşten dağılmak gibidir.)
[I. Ahmed]

(Cebrail aleyhisselam, bana dedi ki: Ya Resulallah, senin ismin anılınca, sana salevat getirmeyen azabı hak eder, Cehenneme gider.) [İ. Ahmed]

Demek ki Resulullah efendimize ömürde bir defa salevat getirmek farz, bir oturumda, bir yazıda bir defa salevat getirmek vaciptir. Bu vacibi kasten terk eden azabı hak eder.

Babamın kararmış yüzü nurlandı
Süfyan-ı Sevri hazretleri anlatır:
Kâbe’yi tavaf ederken, her adımda salevat okuyan birini gördüm. Ona (Sen gerekli duaları bırakıp hep salevat okuyorsun. Her yerde okunacak dua var) dedim. Sen kimsin dedi. Ben de kendimi tanıttım. (Sen avamdan değilsin, âlimsin, sana anlatayım) diyerek başladı:

Babamla Beytullaha gitmek üzere yola çıkmıştık. Yolda babam hastalandı. Onu tedavi etmek için epey uğraştıysam da babam vefat etti. Baktım, ölünce yüzü karardı. Yüzünü kapattım. Yanında uyuya kalmışım. Rüyamda öyle bir zat gördüm ki, ondan daha güzel yüzlü hiç kimse görmemiştim. Çok güzel kokuyordu. Babamın yanına geldi. Yüzündeki örtüyü kaldırıp elini babamın yüzüne sürdü. Babamın siyah yüzü nurlandı, bembeyaz oldu. Bu zata kim olduğunu sorunca, (Ben Resulullahım. Baban, ömrünü boşa harcadı. Fakat bana çok salevat okurdu, şimdi sıkıntıda olduğunu bildirdiler, kendisi de benden yardım istedi. Çok salevat okuyan mümine ben elbette yardım ederim) buyurdu. Uyanınca babamın yüzünün bembeyaz olduğunu gördüm. İşte bu yüzden her yerde Peygamber efendimize çok salevat okuyorum.

Razı etmek için
Sual:
Allahü teala ile onun sevdiklerini razı etmek için ne yapmak gerekir?
CEVAP
Önce Ehl-i sünnet itikadını öğrenip, dinimizin emir ve yasaklarına uymalı, özellikle kalb kırmamaya ve kul hakkına dikkat etmeli. Şu hadis-i şerifte bildirilen duaları da okumaya çalışmalı:

(Ya Aişe, bir kere “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ cemî’il Enbiyâi velmürselîn” de, bütün peygamberler senden razı olsun. Bir kere “Allahümmağfirlî ve li vâlideyye [ve li-meşâyıhiyye] ve lil mü’minîne vel mü’minât vel müslimîne vel müslimâti el ahyâi minhüm vel emvât” de, bütün müminler senden razı olur. Bir kere de “Sübhânellahi vel hamdü lillahi ve lâilahe illallahü vellahü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm” de ki, Allahü teala senden razı olsun.) [Ey Oğul İlmihali]

Salevat getirmek
Sual:
Salevat olarak ne okumalıdır?
CEVAP
Salevatın en kısası, (Allahümme salli alâ Muhammed ve alâ âli Muhammed) demektir. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
Bir gün dört büyük melek geldi.
Cebrail aleyhisselam dedi ki:
(Ya Resulallah, sana her gün on salevat getirenin elinden tutar, sıratı kuş gibi geçiririm.)
Mikail aleyhisselam dedi ki:
(Ben de, ona, Kevser havuzundan kana kana içiririm.)
İsrafil aleyhisselam dedi ki:
(Ben de, onun affı için başımı secdeye koyarım. Allahü teâlâ onu affetmedikçe başımı secdeden kaldırmam.)
Azrail aleyhisselam da dedi ki:
(Ben de, onun ruhunu, Peygamberler gibi kabzederim.)
Peygamber efendimiz de, (Bu ne büyük lütuf ve ne büyük bir ihsandır ya Rabbi) dedi.

Birkaç hadis-i şerif meali daha şöyledir:
(Şefaatime en layık olan, bana en çok salevat okuyandır.) [Tirmizi]

(Sabah akşam on salevat getiren, kıyamette şefaatime kavuşur.) [Taberani]

(Abdestten sonra, on defa salevat getirenin gamı gider, duası kabul olur.) [Ey oğul İlm.]

(Kıyamette bana en yakın olan, en çok salevat getirendir.) [Tirmizi]

(Günde yüz salevat okuyan, kıyamette şehitlerle beraber olur.) [Taberani]

(Her gün yüz defa salevat getiren, münafıklıktan ve Cehennem ateşinden uzaklaşır ve kıyamette şehitlerle beraber olur.) [Taberani]

(Bir kimse, bana salevat getirdiği sürece, melekler de, onun için istiğfar eder. Artık isteyen az, isteyen çok salevat getirsin.) [İ. Ahmed]

Hazret-i Ebu Talha anlatır:
Bir gün Resulullah, sevinçli olarak gelip buyurdu ki:
(Cebrail bana gelip, şu müjdeyi verdi: Ya Resulallah! Rabbin, "Sana bir defa salevat okuyana, ben on salat okurum. On defa rahmette bulunur, on günahını affeder, on derece yükseltirim. Sana bir defa selam veren herkesin selamına da, ben on defa selam ile karşılık veririm, Bu sana ikram olarak yetmez mi, razı olmaz mısın?" dedi. Ben de, razı olurum dedim.) [Nesai]

Sual:
(Peygambere salat okunmaz, salevat getirilmez. Salat, Allah’a getirilir) deniyor, bu doğru mudur?
CEVAP
Salat
, dua demektir. Salevat ise, bunu çoğuludur, dualar demektir.

Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Allah ve melekleri, Resule salevat getiriyor. Ey iman edenler, siz de salevat getirin.) [Ahzab 56] (Allah’ın salat etmesi rahmet etmek, meleklerinki dua etmek, müminlerinki ise Onun şefaatini talep etmektir.)

Görüldüğü gibi, Resulullaha salat veya salevat getirilmesini, bizzat Allahü teala, Kur’an-ı kerimde emretmektedir. Bunun için, Resulullah efendimize ömürde bir defa salevat getirmek farz, ismi geçtiği zaman bir oturumda, bir yazıda bir defa salevat getirmek vacib, sonrakiler müstehabdır. Üç hadis-i şerif meali şöyledir:

(Bana bir salat getirene, Allah ve melekleri yetmiş salat getirir.) [İ. Ahmed]

(Şefaatime en layık olan, bana en çok salevat okuyandır.) [Tirmizi]

(Bana çok salevat getirenin dertleri gider, günahları affolur.) [Tirmizi]

Resulullahın ismi söylenince veya işitilince, (aleyhissalâtü vesselâm) veya (sallallahü aleyhi ve sellem) demekle de, ona salat getirilmiş olur.
July 15

VAY HALİNE BU BAHANELERİ UYDURANLARIN..!!


Müslümanım diyen bir insan niçin namaz kılmak istemez?

I-Namaz kılmak için kendimi henüz hazır hissetmiyorum,

2-Birkaç defa denedim ama alışacağımı zannetmediğim için bıraktım.

3-0kunacak duaları bilmediğim için kılmıyorum.

4-Kılmam gerektiğine inanmadığım için kılmıyorum.

5-Kalbim temiz olduğu için namaz kılmıyorum.

6-Allah'ın namazımıza ihtiyacı olmadığı için kılmıyorum.

7-Özgür olduğum için kılmıyorum.

8-Her gün namaz kılmaktan sıkıldığım için kılmıyorum.

9- Ailemin baskısına inat kılmıyorum.

10-Çalışıyorum. Iş yerinde ortam müsait olmadığı için kılmıyorum.

11-Ailemin namaz kılmayacaksın baskısından dolayı namaz kılmıyorum.

12-Abdest almaya üşeniyorum.

13-Zamanım olmuyor vakit bulamıyorum.

14-Abdest almak makyajımı bozduğu için namaz kılmıyorum.

is-Çok günahkarım. Kılacağım namazların kabul olmayacağına inanıyorum.

16-Kendimi namaza veremiyorum. Olmadık şeyler aklıma geliyor. Bu yüzden bıraktım.

17-Arkadaş çevremde namaz kılan yok. Onlardan etkilendim.

18-Bazı özgürlüklerimin kısıtlanacağı düşüncesiyle kılmıyorum. 19-Bir vakit kaçırınca moralim bozuluyor. Kılacaksan tam kılacaksın diyorum.

20-Namaz, kısmet meselesi. Allah'tan bir uyarı, bir ışık bekliyorum.

21-Küçükken alıştırmadılar. Simdi de zor geliyor. 22-Çocuklarla uğraşırken namaz kaçıyor sonra da birikiyor. Kılmak zor oluyor.

23-Namaza başlayıp tekrar bırakacağımdan korkuyorum. 24-Bazı namaz kılanların hatalarını gördüğümden soğudum. Kılıp Allah'ı mı (Haşa !) kandıracağım dedim.

25-Gerici ya da yobaz olarak anılmaktan korktuğum için namaz kılmıyorum.

26-Namaz kılıyordum. Fakat hayatımda bir değişiklik olmayınca bıraktım.

27 -Gencim. Yaşlanınca kılmayı düşünüyorum.

28-Namaz kılmıyorum ama kılanlardan daha dürüstüm.

29-Nefsime yenik düştüğüm için namaz kılmıyorum.

30-Namaz kılmadığımda cehenneme mi gireceğim? Sonunda cennete girmeyecek miyim?

Namaz kılmayanların vay haline...!


Hz. peygamberin ''Namaz gözümün nurudur '' dediği Rabbimizin emrettiği en mühim kulluk vazifesidir namaz...Namaz kul olduğunu bilme törenidir.Kulun acizliğini rabbine ilettiği dilekçesidir adeta..Ve dinimizin direği olan bu ibadeti ve bu ibadetinin getirdiklerini acaba gerektiği gibi yapıyormuyuz ve yahut bunun toplum olarak bilincindemiyiz ? ayet-i celilede cehennem azabına ducar olanlara soruluyor varalım bundan sonrasında ayetler ve hadisler konuşsun...

“Sizi cehenneme sürükleyen sebep nedir? Derler ki: ‘Biz namaz kılanlardan değildik’.” Müddessir/42


“Sonra onların arkasından namazı savsaklayan ve nefislerinin azgın arzularına uyan bir nesil geldi. Onlar ileride cehennemin en derin yerini boylayacaklar” Meryem/59

“Kıldıkları namazın önemini kavramadan namaz kılanların vay haline” Mâun/4-5 (Efendimiz SAV burada namazı vaktinde kılmayanların kastedildiğini bildirmiştir.)

Gelelim hadislerimize :

“Kul ile küfür arasında namazı terk etmek vardır” Hadis’i Şerif (Ahmed İbn’i Hanbel)

“Kul ile küfür arasında sadece namaz kılmamak vardır” Hadis’i Şerif (Ebu Davud, Nesei)


“Kul ile şirk arasında sadece namaz kılmamak vardır” Hadis’i Şerif (Tirmizi)

“İslâm’ın özü, dinin temeli üçtür, İslâm bunlara dayanır. Bunlardan herhangi
birine yüz çeviren kimse o yüzden kafir olur, kanı helâldir.1)ALLAH’tan C.C. başka ilah yoktur (LAİLAHEİLLALLAH) 2)Farz namazlar 3)Ramazan orucu ” Hadis’i Şerif (Tirmizi)



“Namaz kılmayanın İslâm’dan payı yoktur, namaz kılmayanın dini yoktur.” Hadis’i Şerif (Taberani)


“Mazeretsiz ve kasden namaz kılmayanın adını ALLAH C.C. cehenneme gireceklerden biri olarak cehennemin kapısına yazar” Hadis’i Şerif (Ebû Nuaym)

“Hiçbir mazereti olmaksızın ve kasden namaz kılmayanın ALLAH C.C. bütün iyi amellerini siler, tevbe edip yeniden ALLAH’a dönünceye kadar onunla hiçbir ilgisi kalmaz” Hadis’i Şerif (İsfahani)


Kıyamet günü kulun ilk hesap konusu ve ilk gözden geçirilecek amel hanesi namazdır. Bu konudaki hesaplaşma iyi geçerse kul kurtulur, bozuk geçtiği taktirde ise aldanmış ve hüsrana uğramış olur. Hadis'i Şerif (Taberani)

KIYAMET ALAMETLERİ(mutlaka bakın)

 
 

İlahiyatçı yazar Mehmet Paksu "Kıyamet alametlerinin yüzde kaçı çıktı?" sorusunun yanıtını aramış.
Kuran’a göre alametler büyük ve küçük olmak üzere ikiye ayrılıyor. Ve küçük alametlerin de neredeyse hepsi çıkmış.
Paksu “buna göre dünyanın fazla bir ömrünün kalmadığı kanaatine varırız” diyor.



İlim ortadan kalkacak, cehalet yerleşecek.


Sarhoşluk veren içkiler yaygınlaşacak.


Çobanlar zenginleşerek bina yapımında yarışacaklar. Yüksek binalar artacak.


Adam öldürme olayları ve fitne artacak.


Elli kadına bir erkek düşecek derecede kadın nüfusu çoğalacak.


Kadınlar sosyal konum açısından ön plana çıkarılacak.


Kadınlar erkeklere benzemeye çalışacak.


Erkekler erkeklerle, kadınlar da kadınlarla yetinecekler.


Zina açıkça işlenir hale gelecek.


Kötülük ve fuhuş yayılacak.


Açıklık yayılacak, hayâsızlık çoğalacak.


İnsanlar hayatlarından bıkarak ölülere imrenecek


Allah allah diyecek kimse kalmayacak.


Geceyle gündüz birbirine eşit hale gelerek kıyametin kopuş zamanı yaklaşacak


Camiler süslenecek, ama ibadete önem verilmeyecek


Cihad ve irşad faaliyetleri terk edilecek.
June 30

_İSLAM DİNİNE MAL EDİLMEYE ÇALIŞILAN YANLIŞ SÖZLER_

YOBAZ(DİNDAR İNSANLAR KASTEDİLİYOR)

kelime anlamı olarak öncelikle "kaba saba, incelikten yoksun" anlamında bir kelime olmasıyla birlikte "bir inanca dışarıyla etkileşime kapanacak şekilde kendisini kaptırmış kişi" anlamına da gelir Fakat neden se islamı kötülemek amaçlı müslüman insanlara yapıştırılmaya çalışılan bir kelimedir inş biz müslümanlar böyle kelimeleri yemiyecez ALLAH ıslah etsin diyorum böyle kişileri


HAY DAN GELEN HUYA GİDER

arkadaşlar hay demek allah demektir yani bu kelime yanlış söylenmiştir veya anlaşılmıştır ALLAH tan gelen kötü huya gitmez bu söz çarpıtılmıştır, HU kelimesi de ALLAH demektir fakat burda HU kelimesi geçmiyor HUY kelimesi yani nefsin arzularından bahsediliyor

HER KOYUN KENDİ BACAĞINDAN ASILIR...

islama atılan bir yanlışta budur arkadaşlar çünkü islamda bananecilik yoktur .nasıl yani bir yerde bir kötülük veya yanlışlar varsa gerek kendi ailesi gerekse yabancı birileri dahi olsa o yanlışlıkları kayıtsız kalamaz müslüman bir hadiste
peygamber efendimiz şöyle buyuruyor bir yerde bir yanlışlık varsa elinizle düzeltin elinizle düzeltemiyorsanız dilinizle düzeltin düzeltemezseniz kalbinizle buğz tutun fakat bu imanın en alt tabakasıdır


BUNLAR HEPSİ İRTİCACI (dindar insanları kastederek)

irtica kelimseninin manası gerikalmak geriye dönmektir yani dindar insanlara dininiz sizi geri bırakıyor izlenimi verilmektedir
oysa peygamber efendimiz bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor ilim çinde dahi olsa alın yani islam dini ve müslümanlar geri kalmış değil tam tersine ilim ve bilimin yanındadır böyleliklede ilticacı yakıştırması doğru değildir.

BEN MÜSLÜMANIM AMA ŞERİATA KARŞIYIM

ŞERİAT Kelimesi türkçede yol anlamına gelir yani kuran yolu dur şeriat demek kuranın bütünü demektir yani kuranı kerime inanan herkes ŞERİATE DE inanması zorunludur müslüman halkı aslında şeriat kelimesini saptırarak KURANI KERİME düşman edilmek istenmiştir dikkatli olmak gerekir ben müslümanım ama şeriata karşıyım gibi kelimeler ALLAH KORUSUN BEN KURANI KERİME KARŞIYIM ANLAMINDADIR

KURANI KERİME İNANIYORUM FAKAT ŞU AYET BU ZAMANA UYMUYOR

buda tuzak kelimelerden ne yazikki insanlara gerek basın gerekse televizyonlardan empoze edilmeye çalışıyor ALLAHÜ TEALA KURANI KERİMİNDE şöyle buyuruyor ,kuranı biz indirdik biz koruyacağız ,yani Kuranı kerim bozulmadan kıyamete kadar ulaşacaktır peki kafamıza veya aklımıza uymayan veya anlamadığımız ayetleri ne yapacaz onları din alimlerine sorarak gerçekte ne anlam geldiğini öğreneceğiz kendimiz anlam vermiyecez ve KURANI KERİMİN TAMAMINA TÜM KALBİMİZLE tastik edecez inanacaz KURANIN BİRKISMINA İNANIP BİRTANE DAHİ AYETİNİ HAFİF GÖRMEK BİZİ İSLAM dininden çıkarır ALLAH KORUSUN dikkatli olalım

KARA FATMALAR (Halkımız içinde ferace veyahut çarşaf giyenlere ve haşerelere)


bu kötü kelimede arkadaşlar aslında hz fatıma anamıza atfen bütün müslüman kadınlarımıza atılmış bir iftiradır peygamber efendimizin kızına sen bütün müslümanların ANASISIN demesi hz fatımaya büyük bir lutuftur;nasılki hz meryem hırıstiyanlar için özelse hz fatımada biz müslümanların ALLAH tarafından sembolik ANASIDIR peki küfür rahat dururmu tabiki durmaz ;onlarda fatıma anamızın giyindiği çarşafı onun sünnetini kötülemek için kara fatmalar demişlerdir ayrıca bununla yetinmeyip hadlerini aşıp çeşitli ******larada kara fatma ismini koyup bizim hafızalarımıza empoze etmişlerdir alimallah kendi kendimize hakaret etmekteyiz inş bu gibi şeylere dikkat ederiz o küçük ******lara haşere demeliyiz hz fatıma hakında hadisler

Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

“Dünya kadınlarının en üstünü dört kişidir: “İmran’ın kızı Meryem, Muhammed’in kızı Fatıma, Huveyled’in kızı Hatice ve Firavun’un hanımı Asiye.”[14]

Yine Peygamber (s.a.a) buyurmuştur ki:

“Fatıma (a.s), ilklerden ve sonrakilerden bütün cennet kadınlarının en üstünüdür.

Hz. Resulullah (s.a.a), Hz. Fatıma’ya şöyle buyurmuştur:
“Allah Teala senin gazabınla gazap eder, senin hoşnutluğunla da hoşnut olur.

Yusuf bin Zebyan dedi ki; Hz. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu:

“Fatıma (a.s), Allah katında dokuz isimle çağrılır: 'Fatıma, Siddika, Mübareke, Tahire, Zekiyye, Raziye, Merziyye, Muhaddese, Zehra.' Sonra 'Fatıma'nın ne anlama geldiğini biliyor musun?' buyurdu. Ben; 'Efendim bana açıkla' dedim. Bunun üzerine, İmam (a.s) şöyle buyurdu: 'Fatıma denilmesinin sebebi, şer ve kötülüklerden masum ve mahfuz olduğu içindir.' Sonra da şunu ekledi: 'Eğer Ali (a.s) olmasaydı, Adem'den kıyamete kadar yeryüzünde Fatıma için layık bir eş bulunmazdı.

İNEK ŞABAN

BELKİ ÇOĞUMUZ GÜLÜYORUZ BU KELİMEYE fakat oynanan oyunlar içinde ne yazikki buda var bu filmin kitabını yazan kişiyi herkes tanır kendisi zaten ateist olduğunu açıklamıştı.
Resul-i Ekrem Efendimiz diğer aylara göre bu ayda daha çok ibadet ve taatte bulunurlardı.

"Şaban benim ayımdır."

"Şaban günahları temizleyendir" buyurarak kadrini yüceltirdi.

Receb ayı geldiği zaman da "Allahım, Receb ve Şaban (ayını) bize mübarek ve bereketli kıl" buyururdu.
anlıyacağımız arkadaşlar şaban kelimesiyle boşuna dalga geçilmediğidir;hatta ve hatta bir arkadaşımızın ismi ŞABAN olsa hepimizin içinden ne geçer tahmin edebilirsiniz filmin kahramanının isminin KEMAL olmasına rahmen inek kemal yerine serileri devam ettirilerek inek şaban denilmiştir inş bundan sonra bu kelimenin ve ayın önemine dikkat ederiz


KALBİN TEMİZ OLDUKTAN SONRA İBADETE GEREK YOK

şimdi diyorlarki kalbi temiz olanlar ibadet etmesede olur buda tuzaklardan biri RABBİMİZ bilmiyormu bunları onun içinmi islamın şartları 5 tir KELİMEYİ ŞEHADET GETİRMEK NAMAZ KILMAK ORUÇTUTMAK ZEKAT VERMEK HACCA GİTMEK bunların içinde kalbi temiz olanın ibadet etmesine gerek yoktur varmı?hem kalbimiz temiz olacak hemde ibadetimizi yapıcaz


EVLENENE KADAR GÜNAH OLMAZ EVLENDİKTEN SONRA GÜNAH

Halka bir nifakta bu arkadaşlar omuzumuzda bulunan iki melek biri günah ları biride sevapları yazar nezaman peki akıl baliğ olunduğu zaman akıl baliğ olma yaşı değişir kişilere göre ama yaklaşık 11 12 yaş arasıdırbazen biraz daha ileriside olabilir dikkatli olalım

HU CULAR

HU demek ALLAH demektir genelde zikir yaparken kullanılır fakat kötü niyetli insanlar tarafından sanki anlamı başka bir şeymiş gibi kullanılır oysa ALLAHI Anmakta kullanılır
önemlidir kimseyi bu kelimeden dolayı hafif görmemek lazım bilakis zikir yapanları takdir etmeliyiz

İÇKİ MASASINA OTUR MEZESİNİ YE AMA İÇME

Burada anlatılmak istenen içki masasından meze yiyip ama içki içemiyebileceğimizdir ama asıl olan bu olmamalı çünkü o masadan yemek içmek biryana dursun oturmak bile günah yani bize haram kılınan bir masaya oturamayız.


Müslümânın kanûnlara uyması lazımdır.Fitne çıkarmak
Böyle söylüyen kimse, kanununa uymuyan iş yaparmı? Hasedcilerin, kendileri gibi münafık zannetikleri anlaşılıyor. Çok yanılıyorlar münafık kelimesi burada kafir manasında kullanılmıyor. Dışı içine uymuyani iki yüzlü demek isteniyor.



İSLAMİ TERORİZM

şu son 5 senedir özellikle ABD ve işbirlikçilerinin katkılarıyla arkadaşlar gerek film sektöründe gerekse basının desteği ile müslümanları dünyaya terorist olarak gösterme çabaları sürüyor kendi kurdukları gizli örgütlerle kendi kendilerini bombalatıp sonrada ortadoğuda katliam yapıyorlar ve dünyaya işte müslümanlar teroristir onların dini hep insan öldürür imajı veriyorlar Dünyada hızla ilerleyen İSLAM DİNİne engel olmaya çalışıyor zavallılar bir ayeti kerimede ALLAH şöyle buyuruyor Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kafirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.

İSLAMDA OLMAYAN HURAFELER

Kabirlere ve ağaçlara türbelere bez bağlamak islamdininde olmayan fakat sonradan dinimize mal edilmeye çalışılan hurafelerdendir
Halkın bir kısmı da bu tarz, İslam’a zıt davranışlar sergileyenlerin “inançlı kişi” olduğuna inanıyor. Oysa bu inanç her neyse Kuran’ın inancı olmadığı kesindir. Bu tarz fiilleri sergileyenler, Kuran’ı üfürük kitabı gibi değerlendirirken, ıslık çalma, gece aynaya bakma tipindeki yasakları dîni bir hüküm, dînin bir gereği sanmaktadırlar.

KURAN ÜFÜRÜK KİTABI DEĞİLDİR

Kuran Bizleri doğruya ulaştıran bir rehber (Huda) Yolumuzu aydınlatıcı bir ışık (Nur) Doğruyu yanlıştan ayıran bir ölçü (Furkan) İhtilaf içinde bocalayanlara bir delil (İlim) Tüm beşeriyet için bir mucize (Ayet) Kalplerinde manevi hastalık bulunanlara bir ilaç (Şifa) Sıkıntıdaki müminlere bir müjde (Büşra) Tüm insanlara bir öğüt ve hatırlatma (Zikr)
Her şeyi detaylı olarak açıklayan bir yasa (Mufassal) Düşünenlere bir bilgelik kaynağı (Hikmet) Her şeyi açıklayan bir kitap (Tıbyan) Haklıyı belirleyen bir kanıt (Beyyine) Müminler için bir bağış (Rahmet) Geride kalmayıp ilerlemek isteyenler için bir uyarı (Zikra) Akleden müminler için apaçık bir kitap (Kitabul Mümin) Adalet arayan toplumlar için evrensel bir yasa (Hüküm) Peygamber’in risaletini devam ettiren ölümsüz bir elçi (Resul) Birbirine düşmüş insanları birleştirici bir ip (Hablullah) Müslümanlar için kıyamete dek yaşayan bir önder (İmam) Dirileri uyarsın diye gönderilen bir kitap (Kuranun Mübin)
İşte böyle nitelikteki bir Kitab’ın tüm bu niteliklerini gizlemek ve amacı dışında kullanmak için insanlardan ve cinlerden olan şeytanlar elele vermişler ve ne yazık ki bu şeytani tuzaklarına insanların çoğunu düşürmüşlerdir. İnsanları ortak koşuculuğun ve zulmün karanlığından Allah’a imana ve adaletin aydınlığına çıkaracak bir rehber olan Allah’ın kitabını yüzyıllardır sahtekarlar ve cahiller bir aspirin veya bir merhem gibi değerlendirmiş ve mikroplu üfürükleriyle istismar etmişlerdir. Allah’ın yüce kelamını basur, ishal, kabızlık gibi hastalıkları iyileştirmede büyüvari yöntemlerle kullanarak Kuran’a hakaret eden ve uydurdukları yalanları Allah adına halka yutturan üfürükçüler ve muskacılar toplumumuza çok büyük zararlar vermişlerdir.

HAKKA YÜRÜYÜŞ "SEN DE GELİRMİSİN?

 
Yürümek için dik duruşu ve gönüllü olan yolcu gerek dedik. Ama bir de yol gerek Bu yol ki Dosdoğru yol hedefine şaşırtmadan ulaştıran, güzelliğe, mutluluğa götüren yol..

Yol belli yolcu belli..
Peki sorun ne ki?
Yol dümdüz önümüzde ve ilk biz yürümeyeceğiz. Yani yanlız değiliz. Yürümeyi öğretenler dimdik önümüzde bütün heybetleriyle.
Biz nerdeyiz?

Herşey yürüyor, zaman, ömür, gençlik, sağlık, herşey su gibi akıp gidiyor.. yürümüyor adeta koşuyor.
Peki biz yürüyormuyuz?
Bu yolu bilmeden anlamadan ve en önemlisi sevmeden yürüyemeyiz ki?
Herşey yürürken biz nerdeyiz?
Hangi oyunda oynaştayız?
Yürümeyi biliyormuyuz?
En önemlisi yürümek istiyormuyuz?


Cevabınız evetse eğer önce gönlünü ayağa kaldır. Oturanlar yürüyemezler, hele yatanlar hiç.... Ama ayaklarınla değil gönlünle yürüyeceksin bunu bil.

Gönülle yürüdünüzmü hiç.???

Yürüyenler dedim ya onlar, o aşıklar ayaklarıyla değil gönülleriyle yürürler
Öyle yürürler ki!!!
Onları sular boğmadı, ateşler yakmadı.
Onların yollarını guvercinler sakladı&
O sevda elleri

Şimdi yürüyenler gibi edebiyat yapıp lafla peynir gemisi yürütmeye çalışmadılar. Söyleyip anlatıp yatmadılar zaman üstü, mekanlara geçtiler Hakka yürüdüler ve Hakka ulaştılar

Yol doğru yolcu doğru ama yürüyüş bozuk olursa varılmıyor hedefe
Hepsi dosdoğru olmalı
DOSDOĞRU..

İşte dostlar..

Yol dosdoğru Tevhid yolu..
İlk insan, ilk yol göşterici Hz. Adem'le başlayıp alemlerin rahmet, sevginin öğretmeni Hz. Muhammed(s.a.v)le tamamlandı ve kıyamete kadar bu yolun yolcuları olacak...

Yol dosdoğru, yürüyenlerde dosdoğru...
Bu yola yakışırmıyız ki bilmem. Bu yol ki menfaat için satılmaz, iki kuruşluk sevdalar için terk edilmez. Bu yolda basit insanlar yürüyemez.

Önce gönlümüze bir yolculuk yapalım... Ta derinliklerine yürüyelim... Gönlümüzü bulursak sahibinizide buluruz İnşALLAH

Güzel yolun sevdalıları yolumuz açık olsun...

 
Public folders
(((_________))))
(((_________))))
(*_AY YILDIZIM_*)
(*_AY YILDIZIM_*)
......A.İ.L.E....
......A.İ.L.E....
??SENİ GÖRMEDEN SEVDİM
??SENİ GÖRMEDEN SEVDİM
_BU KİTAPLARI OKUYANLARIN KENDİLERİNİ DEĞİŞTİRECEKLERİNE EMİNİM_
_BU KİTAPLARI OKUYANLARIN KENDİLERİNİ DEĞİŞTİRECEKLERİNE EMİNİM_
_FARKETMELİ İNSAN_
_FARKETMELİ İNSAN_
_MUMLARIN ÖYKÜSÜ_
_MUMLARIN ÖYKÜSÜ_
27 Nisan
27 Nisan
amin demekten başka birşey kalmıyor!!!!!!
amin demekten başka birşey kalmıyor!!!!!!
''amin'' demeye buyrun..!!
''amin'' demeye buyrun..!!
ANLAYANA__!!!
ANLAYANA__!!!
BAKIN AMA KAFAYI YEMEYİN :)):):):):)
BAKIN AMA KAFAYI YEMEYİN :)):):):):)
bakmadan geçmeyin !!!!!!!!!
bakmadan geçmeyin !!!!!!!!!
BAKMIŞ OLMAK İÇİN BAKMAYIN !!!!
BAKMIŞ OLMAK İÇİN BAKMAYIN !!!!
BOYA GÜZELLERİNİN HALLERİNE BİR BAKIN_Yaradan'ın verdiği güzellikle oynarsanız,ortanız bu ise sonunuzu düşünmek bile istemiyorum_
BOYA GÜZELLERİNİN HALLERİNE BİR BAKIN_Yaradan'ın verdiği güzellikle oynarsanız,ortanız bu ise sonunuzu düşünmek bile istemiyorum_
BU ARŞİVE BAKMAYAN KAYBEDER!!
BU ARŞİVE BAKMAYAN KAYBEDER!!
BU RESİMLERDE İBRET KOKUSU VAR..!!
BU RESİMLERDE İBRET KOKUSU VAR..!!
BUNLAR ZAFERİN RESİMLERİ(ÇANAKALE SAVAŞI)
BUNLAR ZAFERİN RESİMLERİ(ÇANAKALE SAVAŞI)
BUNLARDA CUMAYA ÖZEL ''HERKESE HAYIRLI CUMALAR''
BUNLARDA CUMAYA ÖZEL ''HERKESE HAYIRLI CUMALAR''
BUNLARI YAPANLARI ALLAH A HAVALE EDİYORUM..!!!
BUNLARI YAPANLARI ALLAH A HAVALE EDİYORUM..!!!
buraya bakın neler var???***
buraya bakın neler var???***
BUYRUN BAKALIIM BEĞENECEKMİSİNİZ
BUYRUN BAKALIIM BEĞENECEKMİSİNİZ
ÇOK ŞAŞIRTICI
ÇOK ŞAŞIRTICI
ÇOK TATLILAR ))
ÇOK TATLILAR ))
EMİNMİYİZ??? :(:(:(
EMİNMİYİZ??? :(:(:(
ESMA-ÜL HÜSNA
ESMA-ÜL HÜSNA
FLAŞ!!FLAŞ!!OKUYAN KAZANIYOR
FLAŞ!!FLAŞ!!OKUYAN KAZANIYOR
GİF SARAYINA HOŞGELDİNİZ ))
GİF SARAYINA HOŞGELDİNİZ ))
GÖNLÜMÜN GÜLÜNE ÖZEL
GÖNLÜMÜN GÜLÜNE ÖZEL
GÜL AŞIKLARINA MUHTEŞEM ARŞİV_
GÜL AŞIKLARINA MUHTEŞEM ARŞİV_
GÜL PEYGAMBERE (S.A.V) LALE ALLAH'A (C.C)AÇILIR..!!
GÜL PEYGAMBERE (S.A.V) LALE ALLAH'A (C.C)AÇILIR..!!
GÜNEŞİ HİÇ BÖYLE GÖRMEDİNİZ..!!
GÜNEŞİ HİÇ BÖYLE GÖRMEDİNİZ..!!
HAYATIN EN'LERİ(mutlaka bakın)
HAYATIN EN'LERİ(mutlaka bakın)
İBRETLİK ??
İBRETLİK ??
İLGİNÇ;))))
İLGİNÇ;))))
inanamayacaksınız
inanamayacaksınız
İNANMAYANLARA TOKAT GİBİ CEVAPLAR !!!!
İNANMAYANLARA TOKAT GİBİ CEVAPLAR !!!!
İSLAM HER YERDE..
İSLAM HER YERDE..
KAİNATIN EN MASUM CANLILARI
KAİNATIN EN MASUM CANLILARI
KALPLER((((((((((())))))))))))))
KALPLER((((((((((())))))))))))))
KARPUZDANDA SANAT ESERİ OLURMUDEMEYİN''OLUYORMUŞ''
KARPUZDANDA SANAT ESERİ OLURMUDEMEYİN''OLUYORMUŞ''
KUTSAL TOPRAKLARDAN KARELER
KUTSAL TOPRAKLARDAN KARELER
LÜTFEN BURAYA BAKIN
LÜTFEN BURAYA BAKIN
LÜTFEN KAYITSIZ KALMAYALIM
LÜTFEN KAYITSIZ KALMAYALIM
M.U.H.T.E.Ş.E.M
M.U.H.T.E.Ş.E.M
MEMLEKETİMİN RESİMLERİ(ESKİ)
MEMLEKETİMİN RESİMLERİ(ESKİ)
MUHTEŞEM Bİ ARŞİV DAHA...!!!
MUHTEŞEM Bİ ARŞİV DAHA...!!!
MÜMİN BİR İNSANI NAMAZINDAN NE ENGELLEYEBİLİRKİ???
MÜMİN BİR İNSANI NAMAZINDAN NE ENGELLEYEBİLİRKİ???
''NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE''
''NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE''
NE OLDU??RAHATSIZ MI OLDUN??
NE OLDU??RAHATSIZ MI OLDUN??
OLMAK LAZIM.....!!!!
OLMAK LAZIM.....!!!!
Ortak
Ortak
örümcek ağlarıyla yağmur damlalarının sanatı
örümcek ağlarıyla yağmur damlalarının sanatı
RENKLR DEĞİŞSEYDİ???
RENKLR DEĞİŞSEYDİ???
ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ
ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ
SENİ HATIRLATTIĞI İÇİN GÜLLERE VURGUNUM YA HABİBALLAH
SENİ HATIRLATTIĞI İÇİN GÜLLERE VURGUNUM YA HABİBALLAH
sizce bu halde iken onlara tebessüm ettiren ne
sizce bu halde iken onlara tebessüm ettiren ne
TOKAT(BALLICA MAĞARASI)
TOKAT(BALLICA MAĞARASI)
TRAJİ KOMİK :)) :((
TRAJİ KOMİK :)) :((
VE BİZ NE CEVAP VERECEĞİZ???
VE BİZ NE CEVAP VERECEĞİZ???
VE YİNE SEVDALISI OLDUĞUM ''GÜLLER''
VE YİNE SEVDALISI OLDUĞUM ''GÜLLER''
VERDİĞİN GÜZELLİKLERE BİNLERCE ŞÜKÜRLER OLSUN
VERDİĞİN GÜZELLİKLERE BİNLERCE ŞÜKÜRLER OLSUN
YOK BÖYLE BİŞEE
YOK BÖYLE BİŞEE

Custom HTML

 
Photo 1 of 27
More albums (62)